1 Temmuz 2017 Cumartesi

Türk Filmleri Listem

Bu liste, en iyi bilmem kaç Türk filmi listesi değil. Beğendiğim, üzerinde düşündüğüm, hakkında bir şeyler söylemek istediğim filmler çoğunlukta. Aslında sadece beğendiklerimi almayı düşünüyordum ancak bu tür listelerde yer alan, sinema tarihinde kendine bir yer bulmuş beğenmediğim bazı filmlere de değinmek istedim. Listenin tamamında bir sıra gözetmedim. Yönetmenine, çekildiği zamana ve konusuna göre gruplandırmalar yaptım. 

Bir Zamanlar Anadolu'da (2011)





Tartışmasız en sevdiğim Türk filmi. Küçük iktidar ilişkilerini bir taşra hikâyesi üzerinden müthiş detaylarla anlatıyor. Kaç defa izlediğimi hatırlamayacak kadar çok izledim. Bilhassa Ercan Kesal'ın doğallık konusunda çığır açtığı muhtar sahnesini... Ceylan'ın diyalog konusunda son derece cimri olan filmlerinden sonra ezberlenen diyaloglarıyla da hafızalarda yer etti.  Nuri Bilge Ceylan denilince akla zaten ilk olarak görsellik geldiği için hatırlatmama bile gerek yok ama ona da böylece değinmiş oldum.


Kış Uykusu (2014)



Bir Zamanlar Anadolu'dan sonra Nuri Bilge Ceylan'ın diyalog meselesini sürdürdüğü film. Her şeyden önce uzun süresiyle dikkat çekmişti. Buna rağmen defalarca izledim ve sıkıldığımı hiç hatırlamıyorum. Shakespeare ve Çehov'la örülü, tartıştığı meseleler hakkında düşündüren, büyüleyici bir film. Benim gibi kış ve kar sevenler için daha da özel.

İklimler (2006)




Nuri Bilge Ceylan filmleri içinde en sevdiğim 3. film. Bu filmdeki küçük kamera, açı, sinema oyunlarını severim. Nuri Bilge Ceylan'ın oynadığı İsa karakterini de kendime çok benzetiyorum. Bu yüzden filmle kurduğum ilişki kişisel.

Üç Maymun (2008)





Mayıs Sıkıntısı (1999)




Taşrada ağır akan hayatların, ağır akan filmi. Kasabalarla ilgili bir yazımda değinmiştim. Şurada: http://taslakhane.blogspot.com.tr/2013/02/kasaba-sknts.html



Uzak (2002)




Bu filmde beni sıkan bir şey var. Oyunculukları biraz "güdük" buluyorum. Kış Uykusu'ndaki kar-kış ve Mayıs Sıkıntısı'ndaki ağırlık, büyük şehrin, İstanbul'un mekan olduğu bu filmde birleşir. Çok keyif aldığım bir film değildir ama bunun filmin konusu dolayısıyla seyirciye geçmesi beklenen havasından da kaynaklanabileceğini düşünüyorum. Tespitlerini isabetli bulurum.

Aaahh Belinda (1986)




Özellikle izlemek için çaba harcayanlar dışında günümüzde pek bileni yok sanırım. 80'lerin sonu, 90'ların başında yapılan ve beklenmedik derecede iyi olan filmlerden biri. Yönetmen Atıf Yılmaz. İlk izlediğimde çok şaşırdığımı hatırlıyorum. Beni şaşırtan marifetin, filmin senaristi Barış Pirhasan'a ait olduğunu düşünüyorum. Hiç beklemediğim bir tarzdı. "Üstkurmaca" konusunda takıntılı biri olduğum için de filmi en beğendiğim filmler arasına girmişti. Mutlaka izlenmeli.

Adı Vasfiye (1985)



Atıf Yılmaz ve Barış Pirhasan'ın yine bir araya gelerek beni çok şaşırttıkları bir film. Ufak bir şok geçirdiğimi bile söyleyebilirim filmi izlediğimde. Tabii burada Necati Cumalı'nın payı belki ikisinden de daha büyük. Üzerinde çok konuşulabilecek, farklı açılardan değerlendirmeye açık, zengin bir metin.. 



İmdat ile Zarife (1990)



O kadar az biliniyor ki buraya koymak için bir afişini bile bulamadım. Baş rolünde bir ayının oynamasıyla bile ilginç bir film. Bu film, mükemmel bir film olmayı kıl payı kaçırmış. Daha masalsı bir atmosfer yakalansa, konuyla ilgili olan ve filmde dokunulup geçilen efsaneler biraz daha merkeze alınsa, film de efsaneler arasında yerini alırdı.



Asiye Nasıl Kurtulur (1986)




Yine aynı dönemde bir Atıf Yılmaz ve Barış Pirhasan ortaklığı daha. Bu kez metin Vasıf Öngören'in. Bu tiyatro oyununa Aaahh Belinda'da da gönderme var. Müzikal tadında bir "sosyal" film. Ama yine postmodern bir tavır. 


Arkadaşım Şeytan (1988)




Tuhaf, absürt bir film. Atıf Yılmaz bu kez Ümit Ünal'la birlikte. 


Tepenin Ardı (2012)



Emin Alper'in izlediğim ilk filmi. Bu filmi izlediğimde uzun süredir iyi bir "hikâye" görmediğimi fark etmiştim. Sağlam örülmüş, yoğun bir film. Ayrıntılı yazmıştım: Tepenin Ardı: Gılgamış’tan Bu Yana Aynı Hikâye


Abluka (2015)




Tıpkı Tepenin Ardı gibi büyük siyasî hikâyeler anlatmadan politik bir dil kurulabileceğini gösteren bir film.
Kurgunun içerik karşısındaki galibiyeti. Tahkiyenin hikâye karşısındaki zaferi.


Sarmaşık (2015)




Emin Alper'in Tepenin Ardı ve Abluka'da yaptığını bu kez Tolga Karaçelik yapıyor. Muhteşem bir film. Nadir Sarıbacak'ın muhteşem oyunculuğunu da anmadan geçmeyelim. Tek mekanda geçen filmleri seviyorum.



Gişe Memuru (2010)



Tolga Karaçelik'in izlediğim ilk filmiydi. 



Gemide (1998)



Kült haline gelmiş bir gemi filmi daha. Sert bir film. Listeye almadım ama bu filmin yönetmeni Serdar Akar'ın Barda (2007) filmini de buraya not etmiş olayım.


Kaygı (2017)





Hafıza, hatırlama üzerine düşünenler, bilhassa gazeteciler için izlenmesi gereken bir film. Yukarıda bahsettiğim "büyük olaylar anlatmadan politik olan" filmlerle akraba. O filmler kadar iyi olmayı ise doğrudan bir olaya atıf yaparak kaçırıyor. Abluka gibi zamanı ve mekanı belirsiz olmasını tercih ederdim. 


Yengeç Sepeti (1994)


Tek mekanda geçen bir "aile içi gerilim" filmi. İsmiyle tüm hikâyeyi anlatıyor.  Altın Portakal ödüllü bu filmin kaliteli bir halini bulabilmek çok zor. Biraz köşede kalmış niyeyse. Üstelik Sadri Alışık'ın son filmi.  

Yusuf ile Kenan (1979)




Ömer Kavur'un hiç Ömer Kavur filmi gibi olmayan filmi. 79 gibi erken bir dönemde İstanbul'da sokakta kalan çocukları anlatan, filmin başında da kırdaki sosyal soruna parmak basan politik bir film. Senaryosunda Onat Kutlar'ın da izi var. Altın Portakal ödüllü. 


Anayurt Oteli (1987)




Ömer Kavur'un sevdiğim filmlerinden. Roman olarak edebiyat tarihine, film olarak da sinema tarihine damga vuran bir metin. Aslında bana kalırsa filmi yapılabilecek bir roman da değildir Anayurt Oteli ama ortaya bu kült film çıktı. Kavur, hikâyede romana sadık kalırken, iyi bir film olması için gerekenleri de yapmış. Geçen ay, 30 yıl sonra restore edilmiş hali yeniden gösterimdeydi. 



Gizli Yüz (1991)



Yurt içinde ve yurt dışında pek çok ödül almış bir Ömer Kavur filmi daha. Senaryosu Orhan Pamuk'a ait. Galiba o yüzden filmden ziyade, roman anlatımına sahip... Fazlasıyla yoğun, seyirciye çok iş bırakan bir film. Beğendiğimi söyleyemem. Ama Kavur ve Pamuk'un bir araya gelmiş olması bile sinema tarihinde bir yer bulmasına yetmiş anlaşılan. Filmden şu diyalog hep aklımdadır:


"Kasabada vakit nasıl geçer?"
"Geçmez, ölene kadar vakit geçsin diye beklersin." 

Karşılaşma (2003)




Türk sinemasında "sanat filmi" deyince akla gelen tipik filmlerden biri. Ağır, bir parça sıkıcı.

Gece Yolculuğu (1989)

Altın Portakal kazanıp beğenmediğim filmlerden biri. Ömer Kavur'un en sevmediğim filmi. Zorunlu ya da meraklı değilseniz izlemeyin.

Sürü (1979)

 

İlk kısmı yani şehre gelene kadarki bölümü olağanüstü. İkinci bölümdeki şehir sahneleri hiç gereği yokken fazla didaktik bir havaya bürünüyor. Keşke o kısımlar hiç olmasaydı.

Yol (1982)


Duvar (1983)




Av Mevsimi (2010)


Son dönem filmleri arasında üst sıralara koyduğum filmlerden. Av-avcı motiflerinin kullanımı, gizlenen detaylarıyla çok iyi bir senaryoya sahip. Oyunculuklar da müthiş. Şener Şen ve Yavuz Turgul ne zaman bir araya gelmiş de iyi olmamış?  Buradaki av-avcı metaforuna Turgul, Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni'nde alay ederek yer vermişti. Aynı şey Bilge Karasu'nun "Avından El Alan", Murathan Mungan'ın "Yılan ve Geyiğe Dair"  öykülerinde de vardır.

Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (1990)



Afişini çok seviyorum.

Muhsin Bey (1987)



Bir yerde Şener Şen'in bu filmi beğenmediğini okumuştum. Birkaç defa izlediğim filmlerden.

Değirmen (1986)




Çok sevdiğim filmlerden biri. Bunun da değeri pek bilinmiyor. Yine Şener Şen var ama bu defa yönetmen Atıf Yılmaz. Senaryoda yine Barış Pirhasan'ı görüyoruz. 


Teyzem (1987)



Türk sinemasında benzerine pek rastlanmayan bir film. Yönetmen Halit Refiğ, senaryo Arkadaşım Şeytan'ın da senaristi olan Ümit Ünal'ın.


Anlat İstanbul  (2005)



İlginç filmlerden biri daha. O yüzden senarist yine tanıdık: Ümit Ünal. Ünal, burada yönetmen koltuğunda da oturuyor. 5 ayrı masalın "yeniden yazım"larını ayrı yönetmenler çekiyor ve sonra tüm hikâyeler birleşiyor. Çok sevdiğim filmlerden biri. Parçalılık, yeniden yazım gibi şeylere bayılan biri olduğum için bu şaşırtıcı değil :)

Gölgesizler (2009)



Hasan Ali Toptaş'ın ilginç romanından ilginç bir uyarlama. Yönetmen ve senarist yine Ümit Ünal. Çok güzel diyemem ama izlenmeli. (Bizim köyde çekildiği için torpil geçiyorum)



Piano Piano Bacaksız (1991)



Tunç Başaran'ın uyarlamalarından... Ses konusunda sorunlu bir filmdir. Bu tüm kayıtlarında böyle, yapılırken yaşanan bir sorundan dolayı. 


Uçurtmayı Vurmasınlar (1989)

Kader (2006)

Masumiyet (1997)

Yeraltı (2012)

Sevmek Zamanı (1965)


Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü (2006)



Muhteşem bir film. Detaylarda saklananları fark ettikçe hayranlığım artmıştı. Film ilerledikçe anlam kazanan sözler, ünlü resimlerden alınan sahneler... İzlediğim en iyi tarihi filmlerden biri.


Her Şey Çok Güzel Olacak (1998)



Ne hikâyesinde, ne de sinema açısından hiçbir olağanüstülüğü olmamasına rağmen efsaneleşen, benim de çok keyif alarak defalarca izlediğim bir film. Sanırım başarısı tam da o basitlikte saklı.

Hokkabaz (2006)

Ağır Roman (1997)


Kitabı ne kadar sevdiysem, bu filmi de o kadar sevmedim. O muhteşem kitaptan, o özgünlükten böyle bir film nasıl çıkar?



Arabesk (1988)



Efsaneleşen filmler içinde sevmediklerimden. Üstelik pastiş, parodi vs bunları çok sevmeme rağmen, bu filmden hoşlanmıyorum.

Dönersen Islık Çal (1993)



Bu filmin ismini "beğenilen ama pek bilinmeyen bir film" olarak duymuş olabilirsiniz ama bu da benim beğenmediğim filmlerden biridir. Evet, bir "gece" filmi ama fazla karanlık buluyorum, çok sıkılmıştım izlerken.


Hayallerim, Aşkım ve Sen (1987)



Yine Atıf Yılmaz ve Ümit Ünal bir arada ama bu kez olumlu bir şey söyleyemeyeceğim. Bu filmi de hiç sevmemiştim.

Gece, Melek ve Bizim Çocuklar (1994)

Zenne (2012)

Bir Yudum Sevgi (1984)

Faize Hücum (1982)

Pazar - Bir Ticaret Masalı (2008)


Güzelliğin On Par' Etmez (2013)

Mustafa Hakkında Her Şey (2004)

Takva (2006)

Tabutta Rövaşata (1996)


Cenneti Beklerken (2006)

Otobüs (1975)

Sarı Mercedes (1992)




Mültecilik meselesinin tüm dünyanın gündeminde olduğu şu çağda, çok daha anlamlı bir film. Toplumculuk yaparken, sinema kaygısı elden bırakılmıyor. 

İtirazım Var (2014)


Hem polisiye, hem politik. Hakkında yazmıştım: İtirazım Yok!

Yozgat Blues (2013) 

Limonata (2015)


Vavien (2009)



Kötü bir film değil ama "şöyle ilginç, böyle kara mizah" gibi aşırı olumlu yorumlara katılamıyorum.


Kaç Para Kaç (1999)



Reha Erdem'in en sevdiğim filmi.

Jîn (2013)



Hakkında yazdığım yazı: Jîn'le Birlikte Koşmak

Koca Dünya (2016)



Çok övülen bir filmdi, büyük beklentilerle izledim. Ama beklediğimi bulamadım. Reha Erdem'in doğa takıntısı sürüyor bu filmde de. Görsel açıdan çok övüldü, o konuda ben de övenlerle hemfikirim.

Eve Dönüş (2006)

Çoğunluk (2010)

Rüzgarın Hatıraları (2015)


Sonbahar (2008)

Albüm (2016)

Bir taşra, memuriyet ve aile olma hikâyesi, vasatın filmi.

Bir Küçük Eylül Meselesi (2014)




Bu filmin bu listede bulunmasının sebebi çok düşük bir beklentiyle izleyip, beklediğim şekilde beğenmem. Yönetmeni Kerem Deren. Yaptığı işler biraz fazla "Batılı" duruyor ama değişik, güzel, 'teknik' şeyler yapıyor. 


Yaşamın Kıyısında (2007)

Dar Alanda Kısa Paslaşmalar (2000)

Mustang (2015)




Birkaç tuhaflık, daha doğrusu hata dışında güzel bir film. Mesela Karadeniz'de yapılan bir düğünde neden Alevi deyişi çaldığını hiç anlamadım. 




-LİSTE ZAMANLA GÜNCELLENECEKTİR-